Habercibiziz'e Giriş yap



ÜYE OLUN



Almanya'da Bir Türk Yazar Himaye Önk...

Bugün gazetemizin kültür-sanat bölümüne Almanya'da yaşayan yazar Himaye Önk konuk oluyor.İkinci kitabı "Evlatlık Çocuklar" (roman) BAYŞAD yayınevinden çıkan Himaye Önk gurbette ikinci kitabına gösterilen ilgiden oldukça memnun olduğunu söyleyerek söyleşimize başlıyoruz.

15.10.2018
0


















Kaç yaşında yazmaya başladınız? Himaye Önk kimdir?



15-11-1967 Kars'ın Susuz ilçesine bağlı Aksu köyünde dünyaya geldim On yıl Aksu köyünde yaşadım. Sekiz yaşında tedavisi olmayan ağır bir Romatizma çeşidi olan (Romatoid artrit) denen hastalığa yakalandım. On dört yıl doktor kontrolü altında İstanbul'da yaşadım. Küçük yaşta bedenini saran iltihaplı Romatizma hastalığına yenik düşen diz ve kalça eklemlerim deforme oldu. Diz ve kalça eklemlerimde hareket kısıtlılığı oldu. Bu sebepten dolayı, Almanya'ya tedavi olmak için gittim. Almanya'da, diz ve kalcalardan arka arkaya dört büyük ameliyat oldum. Son ameliyatının üzerinden çok uzun bir zaman geçmemiş di ki, ilahi taktir tecelli etti. Derdime derman aradığım Almanya da araba kazası geçirdim. Geçirmiş olduğum araba kazası yaşamımda büyük değişikliklere sebep oldu. Ameliyatlarım başarılı geçti her şey yolunda gidiyor derken, tekerlekli sandalyeye mahkum oldum. Geçirmiş olduğum kazada bel kemiğim kırılmış omuriliğim zedelenmişti



Ağır bir hastalığa bir de yarı felçlilik eklenince tekerlekli sandalye bedenimin yarısı olmuştu. İlahi kaderin tecellisi bir çok sıkıntıyı birlikte getirmişti. Yaşamımda her şey değişmişti.Kazadan sonra uzun ve sıkıntılı bir tedavi süreci başlamıştı. Aylarca hastanede kalmış sabırla tedavinin sonucunu beklemiştim. Tekerlekli sandalyede yaşamım zorlaşmıştı. Türkiye de tekerlekli sandalyede yaşamının zor olacağını düşündüm. Almanya da yaşamaya karar verdim. Almanya da yaşamaya karar vermekle hayatım kolaylaşmadı. Hem sağlık sorunlarıyla uğraştım, hem Almanya da kalabilmek için uğraştım. Kanunlar mahkemeler polis avukat derken yıllar geçti gitti. Zor bir zaman sürecinden geçtim.Tüm zorlukları pes etmeden sabırla aştım. İlahi kaderin insanın karşısına nerede ne zaman ne çıkaracağı belli değil.



Himaye Önk kimdir? Sorusunun cevabını şöyle de verebilirim kısaca;



Himaye Önk, ciddi sağlık sorunları olan tekerlekli sandalyeye mahkum olan bedensel bir engellidir. Ama o yaşama farklı bakış açısıyla onu tanıyanlara örnek olan bir insandır. Yaşadığı her zorluk ona ayrı bir şey öğretti. İnsana armağan edilen hayatın, sonsuz hayatın sınav süreci olduğuna samimiyetle inandı. İnsana verilen yaşamda yaşanılan her sıkıntının bir sınav olduğunun bilincine vardi. İnsanların yaşadıkları sıkıntıların talihsizlik olmadığına inanıyor. Benim yaşamımdaki zorluklar benim dünya sınavım diyorum. Ayrıca ben kendimin dünyaya bu görevle gönderildiğime inanıyorum. Dünya ya gelen her insanın bir görevi vardır. Benim görevim de kafası karışık kader arkadaşlarıma model olma görevidir. Hayata bakış açınız ne ise yaşam kalitenizde odur. İnsanın engelli olması hayatın güzelliklerini yaşamaması anlamına gelmez. Kaliteli yaşam kişinin kendi yaşamına bakış açısında saklıdır. Ben dünyaya sınav için gelmişsem yaşadıklarım sınavdır? Beni zorluklara güçlü kılan da bu inançtır. Ben dünya'ya tatile, gezmeye, eğlenmeye her şeyin iyisine sahip olmak için gelmedim. Ben dünya'ya Allah'ın istediği gibi kul olmaya geldim. O zaman yaşadıklarımda ve yaşayacaklarım da bir adaletsizlik yok. Himaye Önk hayata ve olaylara pozitif bakan biridir.



Almanya'da yaşayan bir Türk olarak Almanların sanata bakışını nasıl buluyorsunuz?



Eski dünya düzeninde her toplum, kendi sanatını ve kültürünü koruyor ve değer veriyordu. Çünkü sanat nesilden nesile aktarılan bir mirastı. Dayatılan Popüler kültür toplumların sanata bakış açısını da değiştirdi. Genç neslin sanata bakış açısı Moda ve para. Bu sanat bana ne kadar kazandırır. Bu sanat gelecek nesillere miras kalacak düşüncesiyle bakmıyor. Genç ve orta yaşlı insanların bakış açısı para kazandıracak her türden şey sanattır. Yaptığın sanat para kazandırmıyorsa o bir uğraşıdır. Yaşlı grubu sanata ve sanatçıya önem veriyor.



Türkiye'ye kesin dönüş yapmayı düşünüyor musunuz?



Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorum. Şartlardan ve koşullardan dolayı. Ama Türkiye de yaşamayı çok isterdim. Gurbette yaşamak zor. Hele bir de ırkçılığın ayrımcılığın yapıldığı bir toplumda yaşıyorsan daha da zor. Yabancı olmanın, bu topluma ait olmadığının ezikliğini yaşamak çok farklı bir duygu.



Gelelim son kitabınız "Evlatlık Çocuklar" biraz bahseder misiniz?



İkinci kitabımızın konusu Avrupalı yetim ve evlatlık çocuklar! 


Soyu Sopu kimliği, ırkı belli olmayan teknoloji yöntemlerle üretilen evlatlık çocuklar!


İki farklı kültüre dine, dile mensup kişilerden dünyaya gelen kimlik arayışına giren kafası karışık çocuklar. 


Evlilik dışı doğan tek ebeveynli büyüyen çocuklar. 


Yetimhanelerde gözünü açan anası, babası, soyu, sopu belli olmayan çocuklar. 


Üç kişinin DNA'sını taşıyan anne baba kavramını karıştıran çocukları.


Avrupa ülkelerinde yaşayan,Müslüman ailelerin elinden alınarak, Hristiyan ailelere verilen evlatlık çocukları. 


Sperm bankasından tohumu satın alınarak, dünyaya evlatlık olarak getirilen lezbiyen eş cinsel ailelere evlatlık olarak verilen çocukları. Bilim teknoloji ve moda ile yeni dünya düzeninin nasıl kurulduğunu tek tek ve detaylı anlattık. 


 Bu çocukların konularına bağlı olarak bir çok konular var. Irkçılık ayrımcılık gibi. Projeli çalışmalarla kimsesizleştirilen ve yalnızlaştırılan toplumlar. Teknolojinin getirdiği yeniliklerin sosyal yaşama etkileri. 


Toplumların özünü ve temelini oluşturan aile bağlarının koparıldığını. Ahlaki değerlerin öneminin olmadığını. Bireylerin ve toplumların sadakat ve güven duygusunu yitirdiğini. Dostluk, arkadaşlık, komşuluk ilişkilerinin neden kalmadığını. 


Ailenin, dostluğun, arkadaşlığın önemini ve değerini anlatan bir Roman. İkinci kitabımız. 



Bu kitabı bir hayalle yazdım. Konusu yetimler ve evlatlık çocuklar. Bu Romanın geliriyle hiç kimsesi olmayan kimsesizlere bir şeyler alarak yaparak onları sevindirmeyi hayal ettim. Onların kendi hayallerini gerçekleştirerek mutlu etmeyi her gün hayal ettim yazarken. Şimdi hayalimin gerçekleşmesi için elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. Her gün dua ediyorum. O minik kalplerinin sevinçten pıtır pıtır attığını görmek istiyorum. Ölmeden bu hayalim gerçek olursa, dünyanın en mutlu engelli yazarı ben olurum. Bu hayalimin gerçekleşmesi bu Romanın satışına bağlı. Kimsesizlere kimse olmak anlatılması güç bir duygu. İkinci kitabımın konusu hikayesi kısaca böyle. 



Son olarak kitap çıkarmayı düşünen yazar ve şairlere tavsiyeleriniz?



Kitap çıkarmayı düşünen yazar ve şairlere tavsiyem. Kitap çıkarmak için fazla düşünmesinler.Harcadıkları zamanı, verdikleri emeği döktükleri akıl, düşünce duygu terini düşünsünler.Söyleyecek sözünüzü şiirle söylüyor sanız? Hiç düşünmeden sözünüzü söyleme zamanı gelmiş derim. Derdinizi romanla yazıyla anlatacaksanız! Sizinde derdinizi anlatma zamanınız gelmiş derim...




Himaye Önk ablamıza bu güzel söyleşi için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyor .BAYŞAD olarak kitabı hayırlı uğurlu olsun dileklerimizi iletiyoruz






Sevgiler Türkiye


Sevgiler güzel insanlar


Sevgiler BAYŞAD




HİMAYE ÖNK