Son güncellenme :01.06.2018 15:30

ANASAYFA > Köşe Yazarları, Osman Saraç, Sürmanşet > Öptüm Seni

01.06.2018 Cuma - 15:30

 

“Ego” yazmış,

 

Dördüncü kitabımın kapağında, kapak boyutunun sekizde biri kadar küçük bir fotoğrafım var.

Kitabın kapağını kalemle çizerek, o resmi işaretlemiş ve yanına “ego” yazmış.

Kim mi?

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bir yan kuruluşunda eğitimci olarak görev yapan bir bacımız.

 

Onun kendini bilirkişi yerine koyup, kitabın kapağını tükenmez kalemle çizip “ego” yazması mı egodur,

 

Yoksa benim bin bir emekle yazıp bastırdığım kitabımın kapağına küçücük bir resim koymam mı egodur?

 

Öküz altında buzağı arayanların egemen olduğu belediyelerde “ego tatmini” tavan yapmışken, benim kitabımın

kapağına mı sıra geldi?

 

Kaldı ki, şairlerde bir miktar ego olması yadsınacak bir durum değildir.

 

Fakat belediyelerde yetkili makamlarda bulunanların, halk ya da personel üzerinde ego tatmini yapması yadsınacak bir durumdur.

 

Örnek mi?

 

Kaç tane istersiniz?

 

Bir işçi, grip oluyor ve işe gidemiyor. Devlet Hastanesine gidip muayene oluyor. İlaçlarını alıp evde yorgan döşek, ter içinde yatıyor.

 

Belediyeden amir telefon ediyor;

“Rapor aldıysan hemen getir bize.”

“Çok hastayım. Yorgan döşek yatıyorum. Kalkamam.”

“O zaman birisiyle gönder”

“İyileşirsem yarın gelirken getiririm. Olmaz mı?”

“Hem bize ulaştır raporu!”

 

 

İşçi ertesi günü de iyileşemiyor.

Nihayetinde iki günlük raporla işe gidiyor.

 

Devlet hastanesinden, devletin hekiminden alınmış rapora rağmen işçiden “Savunma” isteniyor!

 

 

Al sana ego!

 

“Senin amirin benim. Ben ne dersem onu yapacaksın. Hasta olsan bile rapor mapor anlamam. Sen benim

emrimdesin!” anlamına gelen pis bir ego!

 

***

 

Başka?

 

Yine bir belediyede, amir personeliyle toplantı yapıyor. Çalışmalar ve işleyişle ilgili herkesin fikrini açıkça

söylemesini istiyor.

Buraya kadar her şey güzel.

 

Personelin büyük bölümü, normalde aralarında konuşurken eleştirdikleri konuları, amirin yüzüne söylemekten

çekiniyor ve susmayı tercih ediyor.

Biri ise, toplantıda bu konuların konuşulmasının daha yararlı olacağını düşünerek konuşuyor ve eksik aksak giden

konuları ortaya koyuyor.

 

 

Amir, fikrini söyleyen b personelin üslubunu beğenmiyor.

Özür dilemesini istiyor.

Personel özür diliyor.

 

Ama yetmiyor.

 

Yazılı savunma istiyor.

 

Yazılı savunma da veriliyor.

 

O da yetmiyor. Disiplin kurluna sevk ediliyor.

 

Neyse ki disiplin kurulunda konu düzeliyor.

 

Bu amirin davranış biçimi ego’da tavan mesafesine yakın değil mi?

 

Madem kızacaktın, neden toplantıya çağırıp fikir soruyorsun? Demek ki toplantıyı da ego tatmini için yapıyorsun!

 

***

 

Başka?

 

Yine bir belediyede Başkan Yardımcısı, Kültür İşlerinden sorumlu.

 

Ama kültürle alakası yok.
Kent Konseyi ile ilgili bir dergi çıkarılacak. Dergi taslağı hazırlanıp Başkan Yardımcısının önüne getiriliyor. Başkan

yardımcısı, tasarımı inceliyor ve “Şu resmi kaldırın. Yerine şunu koyun” gibi talimatlar veriyor.

 

Onun istediği şekilde tekrar tasarım yapılıyor. Ve tekrar önüne getiriliyor.

 

Başkan yardımcısı kükrüyor;

 

“Bu resim buraya konulur mu?”

 

O sırada Başkan Yardımcısının ziyareti için yanında bulunan gazetecilere dönerek;

 

“Bakın. Bu adam da gazetecilikten gelme. Üstelik daha önce dergi de çıkarmış. Ama bunların dünyadan haberi yok!”

 

Personel dayanamıyor;

 

“Bu tasarımı siz değiştirdiniz. O resmin oraya konulmasını da sizin talimatınız. Bu işi bilmiyorum deyip bize

bıraksaydınız daha doğru olurdu!”

 

Başkan yardımcısı bozuluyor tabi. Ego tavan!..Koskoca başkan yardımcısının bir koynu bilmemesi mümkün mü?

İçine sindiremiyor.

 

Ama personel gazetecilikten gelme. Mesleğine saygılı… Sözünü sakınmıyor;

 

“Siz bu göreve başka bir kurumun satın alma müdürlüğünden geldiniz. Siz orada satın alma müdürü olarak görev

yaparken, biz gazetecilik yaptık. Senelerde dergi çıkardık. Siz şimdi burada yetkilisiniz diye, bu konuyu bizde daha iyi

bildiğinizi mi düşünüyorsunuz?”

 

Personel hızını alamıyor ve taşı gediğine koyuyor.

 

“Sizi hastane müdürü yapsalar, doktor oldum zanneder, ameliyata bile girersiniz! Sizin gibi, liyakatsiz kimselerin

böyle görevleri işgal etmeleri yüzünden devlet sistemi tıkanıyor. Siz de, sizi bu göreve getiren Başkan da, bu

makamlar için bir talihsizliksiniz!”

 

 

Yüzüne karşı bu kadar doğru sözü bir arada işitmemiş olan başkan sapsarı kesiliyor…

 

Ortam buz gibi…

 

Devamını yerel seçimler yaklaşınca yazacağım.. Hem de isim isim…

 

***

 

Engelli bir şair kızımız, belediyede işe girmek için senelerce çabalıyor.

 

Kızın bana söylediği aynen şu;

 

“Beni de yaz belediye başkanı seni işe alırsam belediyeye yük olur dedi”

 

***

 

Tabi ki işini hakkıyla yapan çok değerli insanlar var. Onların sayesinde devletin sistemi ayakta duruyor. Onların

sayesinde hizmetler yürüyor. Onların sayesinde vatandaşın da personelinde hayatı “çekilmez” olmaktan kurtuluyor.

 

Benim sözüm “salla başı al maaşı” mantığıyla gün geçiren, ömür tüketenleredir.

 

Üzerine alınması gerekenler! Size söylüyorum!

 

Siz,

 

Ak Partinin de,

 

Devletin de,

 

Tayyip Erdoğan’ın da sırtında yüksünüz!

 

***

 

Bu kadar egoist varken, benim kitabımın kapağına

 

“Ego” yazmış,

 

Dördüncü kitabımın kapağında, kapak boyutunun sekizde biri kadar küçük bir fotoğrafım var.

Kitabın kapağını kalemle çizerek, o resmi işaretlemiş ve yanına “ego” yazmış.
Öptüm seni…