Son güncellenme :13.06.2018 17:15

ANASAYFA > Köşe Yazarları, Sürmanşet > Akşama Ne Yesek !

13.06.2018 Çarşamba - 17:15

 

Bir ramazan ayını daha uğurluyoruz, yüce Allah herkese tekrarını nasip etsin.

 

Ramazan ayı! iftar ile sahur arası aç kalınan!Uyandıktan bir müddet sonra akşama ne yesek diye düşünülen,bir ay değil.

 

Ramazan ayı!mükellef sofralarda tok doyurulan, sonra da sahura kadar o tabak gelsin bu tabak gitsin ayı,hiç değil!

 

Zaten akşama sofrası hazır olana ramazan ayının hiç bir zorluğu yok.

 

Bazılarımızın ; daha az konuştuğu, daha az çalıştığı, günün bir bölümünü klima karşısında uyuyarak geçirdiği belki de en rahat ay diyebiliriz!

 

Bir de şöyle bir düşünelim? çocuğunuz sizden, iftara veya sahura canının çektiği bir şeyler istiyor,sizin de alacak paranız yok!!!

 

Üstüne üstlük sabahtan akşama kadar da güneşin altında çalışıyorsunuz!

 

Düşününce yutkunuyor insan değil mi?, hemen aklımıza Allah olmayanlara da versin! demek geliyor!

 

Geliyoooooor ve gidiyor ise!

 

Gitmesine müsaade etmeyin!

 

Siz verin! Fitre-Zekat bunun için var.

 

Geçmişte olduğu gibi, malum birileri!!!haraç gibi zorla toplamadan da fitre-zekat rekorları kırılabilir!

 

Abilerin ablaların gönü hoş olsun diye değil!!! Allah razı olsun diye de bol bol verilerek yarışa girilebilir!

 

Öyle 19 liradan falan dadeğil, fitreleri bu hesabı yapanlara verecek olsaydık bakın bakalım bir kişi bir günde kaça doyardı?

 

Ramazanı yoksul tutuyor iftarı zengin açıyor! Dersek abartmış olmayız.

 

Peygamber efendimiz bir hadisinde “Şükrünü edebildiğin az mal, şükrüne güç yetiremeyeceğin çok maldan hayırlıdır.”

Diyor!

 

Facebook’ ta her gün bol bol ayetler hadisler paylaştığımız bu mübarek ay’ da soframızı veya mal varlığımızın verilmesi emredilen kısmını yoksul ve muhtaçlar ile paylaştıysak ne mutlu bize.

 

Kestiğimiz kurbanın etini “bizim mübarek hayvanın etinin de tadına bakın mahiyetinde” bize kurban payı yollayana yollayıp!, iftara da bizi çağıranları davet edersek bir bakmışsın bu dini vecibeler al gülüm ver gülüm geleneğine dönüşmüş! Olur.

 

****

 

Gelelim oruç tutmayanlara!

 

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, ramazan ayında dışarıda ulu orta yiyip içenlerin varlığı, oruç tutanları hiç etkilemiyor.

 

Hatta son 30 yılda, oruç tutanların tutmayanlara olan saygısı, oruç tutmayanların tutanlara olan saygısızlığını fazlasıyla geçti diyebiliriz.

 

Merkezi konumda ki çay bahçeleri ve lokantaların en gözükür yerlerinin dolu oluşuna, yürüyüş yolunda ki banklarda“öğlen molasında türbanlı & türbansızbir arada uyum içerisinde” sigara içen tezgahtar kızlarımızın varlığına, ramazan ayından gerçekten haberi yokmuş gibi elinde su şişesi dolaşan dizi karakteri kıvamında ki delikanlılara!

 

Gündüz yapılan bazı iş toplantı aralarında duyduğumuz“A! yoksa oruç muydun?”şaşkınlıklarına eminim sizler de şahit olmuşsunuzdur.

 

Tutanların mübarek ramazan bayramını, farkında dahi olmayanların şeker bayramını kutluyor,

 

Peygamber efendimizin bir hadisin de buyurduğu bir uyarı ile yazıma son veriyorum.

 

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap! “

 

Selam ve dua ile.

 

YÜCEL ALPAY DEMİR