Son güncellenme :29.03.2018 2:06

ANASAYFA > Köşe Yazarları, Osman Erdoğmuş > Zaferi Hazmedemeyenler

29.03.2018 Perşembe - 2:06

 

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve Emniyet Güçlerimizin Afrin’de gerçekleştirdikleri zafer kimilerini maalesef çok germeye başladı. Milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesine kayıtsız kalanlar, senelerce gündemimizin en önemli konusu olan terörden ve onun menfi getirilerinden kurtulmamız için başlatılan mücadeleyi utanmadan eleştirebiliyorlar. Bunları kimler yapıyor? Terörist cenazelerinde boy gösterip, şehitlerimizin haberini duyunca içten içe sevinenler. Her ne kadar içten içe sevinseler de tezahürleri sıfatlarına ve suretlerine yansıyor.

 

Eskiden askerimize pek bir şey söyleyemeyenler, gemileri yakmışa benziyorlar. Televizyon kanallarında, karşılarına aldıkları şakşakçılarıyla; askerinden generaline, generalinden başkomutanına resmen sövüyorlar. Soytarıları ise ellerini patlatırcasına alkışlıyorlar. Bunların tiplerine bakın hepsinin “tuzu kuru”.  Düşünmüyorlar ki; o şehitlerimiz olmasa, orada toplanmaları mümkün olmayacak, bırakın toplanmayı evlerinde bile rahat televizyon seyredemeyecekler.

 

4000 bine yakın terörist öldürülmüş. Bunların onda biri kendini canlı bombe diye memleketimizin herhangi bir köşesinde kendini patlattığını düşünün. Ne olurdu ülkemizin hali. Binlerce masumun öldüğüne mi yanacaktık? Yoksa Türkiye’ye verdiği olumsuz göstergeleri mi? Artık iyice eminim ki; bunlar kan aksın istiyorlar. Bol bol kan aksın, aksın ki istekleri gibi bağırıp çağırsınlar. Oturdukları koltuklarda, bulundukları köşelerde fitne, fücur yaysınlar.

 

Yine geçenlerde şehitlerimizin ruhları şad olsun diye yiyenlerin, ruhlarına “Fatihalar” göndersinler diye lokum dağıtmağa karar vermişler. Bu düşüncelerini de gerçekleştirirken, karşılarına ne idiğü belirsiz bir grup çıkar. Olayı sabote ederler. Görevleri fende, sanatta, edebiyatta ve teknolojide “muasır medeniyet” seviyesini yakalamak olan ilim yuvalarında neler türemeğe başladı. Vay halimize ki vay. Onlar için canlarını fütursuzca feda eden “Mehmetçiklerime” bu öfkeyi, bu kini ne zaman beslemişler. Bu hazımsızlık nereden geliyor. Anlamak mümkün değil.

 

Hiçbir zaman milletinin değerlerine değer veremeyen bir kadın (hanımefendi demeğe dilim varmıyor) cehl-i mürekkep (bilmediğini bildiği halde ahkâm kesmek) bir şekilde çıkmış ekran karşısına Cuma gününün aleyhine bir şeyler söylüyor. Konuşurken hem cahilliğini ortaya koyuyor hem de içindeki birikmiş kini kusmaktan da geri kalmıyor.

 

Allah’ım, bu kadar kini nasıl beslemişler içerilerinde. Nasıl milletinden bu kadar uzak kalmışlar. Sevemedikleri insanlara duydukları bu öfke, onları nereye götürecek. Evlerinde rahat otursunlar, istedikleri gibi gezip tozsunlar, eğlencelerinden, kurdukları işret sofralarında rahat kadeh tokuştursunlar diye; yaz, kış demeden, sıcak soğuk demeden, dağ bayır demeden canlarını feda eden bu “Mehmetçiklerimize” duydukları bu kin nasıl izah edilir? Anlamak mümkün değil. Anlayan varsa beri gelsin.

 

Selam ve muhabbetlerimle.

 

OSMAN ERDOĞMUŞ