Son güncellenme :22.05.2018 18:00

ANASAYFA > Köşe Yazarları > Listeler Neyi Eler ?

22.05.2018 Salı - 18:00

Bu seçimlerin Ak Parti açısından bütün anlamı “Mecburi Seçim” olmaktadır. Bazı güç odakları için ise “Tuzak Seçim”diyebilirsiniz.

 

Tuhaf ki, Ak parti, hep tuzakları devire devire bugünkü gücüne ulaştı. Öyle görünüyor ki, Ak parti, bu tuzak seçimden de en azından tuzağı kuranların hüsranı ile neticelenecek şekilde çıkacaktır. Yani, kazanan yine Ak parti ve Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.

 

Böylece iki şey söylemiş oluyoruz: Birincisi bu seçim Akparti için bir tuzak seçimdir. İkincisi bu seçimi yine Ak parti kazanacak: Tuzak kuranlar yine kaybedeceklerdir.

 

Bunu ya da bunları da nereden çıkardık peki?

 

Ak parti, Türkiye’nin her yerinde, mevcut vekil listeleri ile sanki hiç oynamadı. Eski vekil listeleri ile seçime gidiliyor denilse yeridir.

 

Hâlbuki “Yeni Sistem” gereği olarak Meclis yapısının değişmesi gerekiyordu. Mevcut vekillerin çoğu yeni sistemde hiçbir işe yaramayacaklar. Eski sistemde hiç değilse parmakları vardı: Yeni sistemde parmakları da olmayacak. Parmak sayısı yüzde altmış olmadan hiçbir parmak tek başına hiçbir işe yaramayacak.

 

Yeni sistem her milletvekili için donanım ve rüya gerektiriyor.

 

Türkiye hakkında Türkiye’nin ve milletinin milli ve ilahi hedeflerine uygun bir rüyanız ve bu rüyanıza matematik olarak destek verecek herhangi bir birikiminiz yoksa sizin vekil olmanız, sadece bir maaş meselesi olur. Üstelik asliyetinizi de kaybeder: Asıl iken vekil olmuş olursunuz. Hepsi o kadar.

 

Seçimler, kendi olağan zamanında yapılmış olsaydı yeni meclis, en azından Akparti için, sistemin yeni ruhuna daha çok uygun olacaktı.  Ak parti liderliğinin buna daha çok imkânı da olacaktı.

 

Birçok büyükşehir belediyesinde yapılan başkan değişiklikleri bunu nasıl yapılacağının işaretiydi. Başkanlar çatır çatır görevlerinden el çektirildiler ve partide hiçbir sorun çıkmadı.

 

Bir de düşünün ki, o başkanlar, seçim zamanı arifesinde görevden alınsaydılar ne olurdu?

 

Şimdi, bir el hareketiyle görevlerinden el çektirilen başkanların hiç birisi, bırakın görevden alınmayı  “aday gösterilmeme”yi bile bir liderlik tercihi olarak asla kabul etmezlerdi. Böylece, parti, seçim öncesinde, seçimi nasıl kazanacağı ile değil de içinde açılmış bir yarayı nasıl tamir edeceğinin derdine düşerdi.

 

Nitekim son belediye başkanlığı seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanları –Ki siz buna birçok eklemeler de yapabilirsiniz- bir bakıma kendi siyaset darbeleri ile yeniden başkan adayı olmuşlardı. Eğer, bu başkanlar, bu olağan süreçte görevden alınmamış olsalardı yeni seçimlerde, kendi yerleri yine garantiydi. Çünkü hiçbir parti, o kadar büyüklükte bir gücü, hem de seçim öncesinde karşısına alamaz: Alırsa eğer, intihar etmiş ve seçim kaybedilmiş olurdu.

 

Seçimler, kendi zamanında yapılacak olsaydı, Akparti, başkanlara yaptığı gibi, birçok milletvekilini de en azından fiilen ıskartaya çıkarma imkânında olacaktı. Belki de Milletvekilleri, yeni sistemde işlevsizleştiklerini kendiliklerinden görecekler ve mevcut kapasiteleriyle belki kendileri bile yeniden milletvekili olmak istemeyeceklerdi.

 

Şimdi, Ak parti, milletvekili listeleri ile sanki hiç oynamadığı halde, seçime neden gidiyor peki?

 

Anlayın ki, Akparti seçime giden parti değil, seçime zorlanan parti.

 

Akparti, eski vekiller ordusu ile seçime gitmekle, bir bakıma kendisini korumuş oluyor. Evet, kendi ağızları ile “Metal yorgunu” dedikleri insanlarla seçime gitmiş olmanın kırıklığını yaşayabilirler ama en azından herhangi bir parti içi kavga yaşanmayacak.

 

Bu seçimin kazananı sadece Ak parti olmayacak: Ak parti’yi bir oldu-bitti ile seçime zorlayanlar her kimseler onlar da kazanmış olacaklar.

 

Çünkü Anayasal olarak fiilen ve resmen geçeceğimiz yeni düzene, Meclis tarafı eksik olacak şekilde geçmiş olacağız. Bu da, en kötü halde, eski düzen savunucuları için bir umut olacak…

 

25 Haziran günü, ya eksik de olsa bir yeni düzene kalkacağız…

 

Ya da… Ne ben diyeyim ne de siz duyasınız.

 

Düşünün ki, 2017 Nisan’ında, “Biz Tayyib’in başkanlığına bir şey demiyoruz ama ya başkası olursa diye hayır veriyoruz.” Diyenlerin senaryosu gerçek olmuş… Düşünün ki, Tayyip Erdoğan başkan değil…

 

Anlayın ki efendim: Tuzakçılarımız bile ne kadar akıllı ve güçlüdür.

 

Millet olarak… “Suçlu güçlülerden daha güçlü ve daha akıllı olmaya mecburuz.” Efendim.

 

AYDIN AYDIN