Son güncellenme :09.11.2017 23:51

ANASAYFA > Köşe Yazarları > Köylülük Ölünce Hayvancılık Yaşayacakmıydı ki?

09.11.2017 Perşembe - 23:51

 

Türkiye’de hayvancılık öldü. Neden öldü: Çünkü köylülük öldü.

 

Köylülük nasıl öldü peki?

 

Kendimiz öldürdük.

 

Arnold Tonbye yüz yıl kadar önce söylemişti: “Türk milletinin köylülük karakteri yok edilmeden Türk milleti asla yenilemez” demişti.

 

Biz de köylülüğümüzü kendi ellerimizle öldürdük. Böylece de Tonbye eğer isabet etti ise kendi milletimizi yenilebilir hale getirdik.

 

Köylülüğümüzü “Sekiz yıllık kesintisiz Eğitim” diyerek ve bunu köylümüze dayatarak onu öldürdük.

 

Köylü çocuklarımızı taşımalı model ile şehirlere taşıdık. Çocuklarımızı şehirli büyüttük. Böylece çocuklarımız hem topraktan hem de hayvanlardan uzak oldu. Artık, hiçbir çocuğumuz köylü de olsa malak nedir çebiç nedir teke nedir kuzu nedir şişek nedir buzağı nedir  dana nedir tay nedir kısrak nedir mala nedir pulluk nedir bilmez oldu. Bilirse de bunları kitaplarında eğer geçti ise onlardan gördü. Gördü ama tabii ki yine bilmedi. Çünkü hiç birisine eli değmedi. Değemedi.

 

Şehirli büyüyen çocuk için kuzu ile köpeğin farkı yoktur. Kurt ile kuzunun da farkı yoktur. İkisi de ona yabani gelir ve gördüğünde her ikisinden de korkar olur.

 

Bendeniz, bu yazdıklarıma benzer sözleri 2016 yılında yayımladığım #İNSanları Ahmetler kitabımızda herkesin anlayacağı bir dille yazdım. Bunu da diyorum ki, bu söylediklerimi siyasal bir zeminde iktidar yandaşlığı şeklinde değerlendirmeyesiniz diye.. Çünkü, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, ne söylersek söyleyelim söylediklerimiz illa ki siyaset ve parti yandaşlığı veya karşıtlığı üzerinden değerlendiriliyor.

 

Hayır, siyasi konuşmuyoruz. Vakıayı yani olayı yani başımıza gelenleri söylemeye çalışıyoruz.

 

Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim ve buna bağlı olarak Taşımalı sistem köylülüğümüzü öldürdü ve yok etti.

 

Köylerimizde artık genç nesil yok… Hatta genç neslimizin anaları babaları bile artık şehirli oldu. Çünkü, köyü bilmeyen çocuklar köye gelemeyince onların anaları ve babaları da onların yanına ve onların peşine şehre geldiler. Güya çocuklarını okutmak için… Çocuklarımız okusun için… Neticede onlar da köylerinden çıktılar. Köylerde artık sadece yaşlılar ve birkaç da kimi kimsesi olmayan emekliler yaşıyor.

 

Bunlarla da elbette hayvancılık ve tarım olmuyor. Olması da mümkün değil…

 

Şimdi de, o sekiz yıllık kesintisiz eğitimin kurucu ve onlarca sene de uygulayıcısı olan kesimler iktidarı tarım ve hayvancılığı yok etmekle suçluyor.

 

Ne bekliyordunuz.. Köylülük ölecek de tamamen köylülüğe dayalı hayvancılık ve tarım yaşıyor mu olacaktı. Böyle bir fizik kanunu var da biz mi bilmiyoruz.

 

Yani anlayacağınız, tarım ve hayvancılığın yok edilmiş olması 1998 yılında zorunlu hale gelen sekiz yıllık kesintisiz  ve taşımalı eğitim dayatmasının tabii neticesi… Başkası olması da düşünülemezdi.

 

Şimdi.. Köylülüğü öldürdük… O kolaydı. Yaptınız ve yapabildiniz.  Köylüyü şehirlileştirdiniz.

 

Hadi… Sıkıysa şimdi, illa hayvancılık ve tarım yaşasın istiyorsanız şehirlileri köylüleştiriniz de görelim.

 

Yapın: Yapabilin de alnınızdan öpelim.

 

Yapamayacaksınız. Çünkü şehre gelen köylü bir gecede şehirli olur ammaaa… Şehrin çocuğunu bin sene de geçse artık köylüleştiremezsiniz.

 

Öyleyse, tarım ve hayvancılık, artık öldü. Çünkü köylü ve köylülük öldü. Buna kendinizi alıştırın ve dünyanın neresinde köylü varsa onların ayağına gidin ve tarım ve hayvancılık dilenin.

 

Müstehaktır bize…

 

AYDIN AYDIN