Son güncellenme :15.09.2017 14:53

ANASAYFA > Köşe Yazarları, Osman Erdoğmuş > Gönül Adamı Olabilmek (Selim Güzdüzalp)

15.09.2017 Cuma - 14:53

 

“Alimler yeryüzünün kandilleridir.” Ve “Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.” Hadis-i Şerif

 

Her sabah bizin için doğan güneş, istirahatimizi güzel bir şekilde yapalım diye akşam nasıl batıyorsa; havayı nasıl sorunsuz bir şekilde soluyorsak, yeryüzünü bizim için döşek olmuşsa, gökyüzünden yağan yağmur hayatımızda rahmete dönüşüyorsa ve “denizler mürekkep, ormanlar kalem olsa” yine de saymakla bitiremeyeceğimiz nimetlerin, güzelliklerin içerisinde yüzüyorsak; Allah’ın bizi bilmesi ve bildiğini de rahmetiyle bizi bildirmesindendir.

 

Bize düşen görev ise O’nu bilmemiz ve bildiğimizi ibadet ve itaatimizle bildirmemizdir. Çoğu zaman gözümüzün önündeki ayetleri göremediğimiz için Rabbimiz rahmetiyle bize kitaplarını gönderdi. Kitapları okumasını beceremez isek Peygamberleri ile kitaplarını bizlere açıkladı. O kadar gaflet ve delalete dalmışız ki çoğu zaman onların söylediklerini bile işitemiyoruz. Birde mazeretimiz var; biz onların çağında yaşamadık.

 

İlmi ile bunu bilen Rabbimiz etrafımıza öyle insanlar yerleştiriyor ki, bunları göremiyorsan cezayı hak ediyorsun o zaman der gibi. Bunlar hayatımızın değişik zamanlarında karşımıza çıkıyor. İlmi ile amil, güzel ahlak ile donatılmış, ağzından bal akan, “ya hayır söyleyen ya da susan”, İslam gerçeğini ve Kur’an hakikatlerini elden ele, gönülden gönüle ulaştırmak için çırpınıp dururlar.

 

İşte bugün onlardan bir tanesini Hakkın huzuruna tevdi ettik. Hüseyin Abimiz (Selim GÜNDÜZALP) lise dönemimde girdi hayatıma. Her şeyi tepeden gören, içi içine sığmayan, nerde akşam orda sabah naraları ile uçuruma sürükleneceğimiz bir ortamda elimizden tuttu. Tatlı sohbetleri, inandıklarını öyle sağlam ve diri yaşaması, yüzündeki solmayan tebessümü, konulara vakıf olması, ikna kabiliyeti ve aykırı sorularımıza Eyyüp Peygamberin sabrı ile bıkmadan usanmadan cevaplar vermesi ile gönlümüzde taht kurdu.

 

Şarjı biten telefon gibi her hafta gidip ruhumuzu dolduruyorduk sohbetleri ile. 7 yaşından 70 yaşına herkesle çok çabuk diyaloga girer, söylemek istediklerini daha tanışma faslında verirdi. Sıkmadan, usandırmadan.

 

Yaşantısıyla dava adamı, daha ötesi insan nasıl olunur gösteriyordu bizlere. Bitmeyen enerjisiyle devamlı tatlı bir faaliyetin içerisindeydi. Zafer dergisi ile başladı yazı hayatına. Uzun müddet ölümü sevdirdi bizlere. Bu konuda kitaplar bile yazdı. “Ölüm Son değildir” ardından seri şeklinde kısa hikayeler, “Değimler ve Öyküler” serisi ile yazı hayatına devam etti. Hikayelerin ardından “Serap” romanı ile yaşanmış bir hayatı anlattı. Baktığı her pencereden, gördüğü her zerreden Allah ile irtibat kurarak “Allah” serisini kitap dünyamıza hediye etti. Toplamda 42 kitaba imza attı.

 

Yaşadıklarını anlattı, anlattıklarını yaşadı. Peygamberimizin ölüm yaşına geldiğinde de artık bu dünyada durulmaz, asıl sevdiklerim kabrin öbür tarafında, sevdiklerime gidiyorum der gibi aniden gidiverdi. Hüzünle, gözyaşıyla bakakaldık arkasından. Dünyada ektiği güzellikleri ahirette biçmeye gitti. Rabbim rahmetini üzerinden eksik eylemesin.

 

OSMAN ERDOĞMUŞ