Son güncellenme :17.08.2017 3:32

ANASAYFA > Köşe Yazarları > Deprem Farkındalığı

17.08.2017 Perşembe - 3:32

 

Yıl 1999 günlerden perşembe, 17 Ağustos… Birçok kişinin anlatmasına göre o gece gökyüzünde yıldızların şöleni varmış, ışıl ışılmış. Fakat aşağıda mahşeri aratmayacak görüntüler yaşanmak üzereydi.  Ben o zamanlar küçüktüm hayal meyal insan hatırlıyor. O zamanlar Yarımca’da Hacıosman mah. oturuyorduk. Doğum günüm 17 ağustos, yatağa ertesi günün mutluluğuyla yatıyorum. Çocukken doğum günleri farklı tabi pastalar hediyeler özel hissetmek ayrı oluyordu. Daha genç olmama rağmen doğum günleri, birkaç kutlama dışında farklı bir şey ifade etmiyor. Kardeşim 1999 doğumlu o zamanlar birkaç aylık bebek, beşiğinde yatıyor.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse ben sallantıyı hatırlamıyorum sadece babamın isimlerimizi bağırarak odamıza heyecanla girdiği aklımda kalmış. Hatta babam o heyecanla oda oda dolaşmış bizi bulamamış oysa kendi odamızda yatıyorduk. Babam kardeşimi kucakladı bana hadi oğlum dedi. Gözüm pencereye gitti ve etraf kıpkırmızıydı. Koşarak balkona gittim. Manzara anlatılamayacak derecede kötüydü E-5 karayolunun altındaki TÜPRAŞ alevler içindeydi.

 

Apartmanın beşinci katındaydık çocuk aklı öyle izleye kalmışım. Babam geri dönüp beni kaptığı gibi binadan çıktık. Tüm apartman inmiş bir biz gecikmiştik. Şükürler olsun ki binamızda çatlaklar dışında başka bir şey yoktu. O günün kara yüzünü biz görmemiştik ama o gün 7.4 büyüklüğündeki depremde 17 bin 480 kişi resmi verilere göre vefat etmişti, Allah rahmet eylesin. Gece beraber yattığı eşini sabah bulamayanlar, önceki gün kavga edip bir daha görüşemeyecek olan dostluklar oldu.

 

Daha sonra ne oldu dersek birçok kişi şehirden uzaklaştı, dağlara gitti, devlet çadırkentler kurdu ve depremzedelerin içinde sarılamayacak yaralar oluştu. Bizse dağ eteğindeki dedemlere taşındık bir süre onlarda kaldık.

 

Yıllar oldu, depremin üzerinden 18 yıl geçti fakat bu derece büyük bir deprem sadece Kocaeli ve Sakarya’nınmış gibi dersi sadece bu iller aldı. Oysa acı ortaktı, çıkarılacak ders ortaktı. Sakarya ve Kocaeli’nde ki bina yapımlarına ağır şartlar getirildi, ne kadarda güzel oldu. Tabi her zaman yüzde yüz tedbir alınamaz daha çok iyileştirmek lazım. Deprem her an karşımızda çıkacak acı bir gerçektir. Ve fay hatları sadece bu iller arasında dizili değildir. Van depreminde çok acılar çekti bu millet. Bir süredir ege bölgesinde ufaklı depremler meydana geliyor. Ayrıca yıllardır uzmanların dilinde olan Büyük İstanbul Depremi dedikleri facia kapıda bekliyor.

 

Binali Yıldırım, açıklamasında kendisi söylüyor; biz önce dağıtıyoruz sonra toplamak için bir ton masraf yapıyoruz. Rant kavgaları, para hırsı gibi sermaye sahiplerinin oynadıkları oyunlar yüzünden kentleşme adına plan, proje hepsi hikâyeden ibaret oldu. Bugün yapılan kentleşme yarın bozuk diyerek tekrar yapılandırılacak. Kapalı kapılar ardında para düşkünlüğü adına, halk ne yapar yarınımız nasıl olur düşünülmeden verilen ihaleler bizleri tehlikeye, çıkmaza ve her gün ayrı masrafa sokuyor.

 

Devletin parası bana ne veya devlet büyüklerimiz bilir deyip geçmekle olmaz. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysam devlet hazinesinde benimde hakkım olmalı, canım tehlikeye atılmamalı. Bunun bir an önce önüne geçilmesi gerek. Bu sadece deprem için değil, şehircilik ve çevre planlaması birçok olaya yön verir. Ferah ve düzenli bir ortam ilk olarak insanın psikolojisine etki yapar.

 

Tüm ülke olarak farkındalık oluşturmalıyız.

 

Cihad OKYAY